Taşıyıcı Şeytani Kahraman
Şöyle bol hareketli, genelde saçma, yer yer yaratıcı, güldürürken düşündürmeyecek, hafızalarda iz bırakmayacak filmler arıyorum son zamanlarda. O nedenle olsa gerek, geçenlerde sinemada Taşıyıcı 2′nin tanıtımını görünce filmin birincisini seyretme ihtiyacı duydum.
Fransız olmasına rağmen, yönetmen (ve dövüş sahnesi tasarımcısı) koltuğunda Corey Yuen’in oturması, başroldeki Snatch’in Türk’ü Jason Statham ile birlikte tam zevkime göre Jackie Chan kokulu gereksiz bir film ortaya çıkarmış.
Adı “Dönüş Yok”tu galiba, Jean-Claude Van Damme robotunun kötü adamı oynadığı, Bruce Lee’nin hayaletinin gelip “Karateci Çocuk” taklidi ufaklığa “bardağı boşalt” dediği, bilinmez bir sebepten hafızamda yer etmiş, dünya kötüsü bir film vardı ya, işte onun yönetmeni Yuen. Kendini aşmış sayılır bu filmde.
Yuen deyince, adamın Jet Li’li bir iki filminden bahsetmemek olmaz gibi görünse de ben yüzsüzce yan çizip, çok da sevmediğim Jet Li’nin “Kahraman”ına atlayacağım. Son zamanlarda bilgisayar etkili Çin filmleri furyası örneklerinden olan eserin, artık cılkı çıkmış konu Qin Shi Huang’ın suikast girişimlerini bu kadar göz doldurucu anlatılabilmesini taktirle karşılıyoruz. Qin Shi Huang’da ilk Çin imparatoru, Çin seddini yapan şahıs, hani Türklerden tırstığı için.
Gerçi Çinliler garip millet. Çoğu Hunların Türk olduğunu bilmez. Hepimizin ilkokulda öğrendiği bu basit bilgiyi – görünüşe göre – bir tek biz biliyoruz şu fani dünyada.
Siyah ve beyazın iç içe geçtiği Ying ve Yang’i mükemmel şekilde resmetmeyi başarmış, Brad Bitt tarafından haklarının satın alındığını hatırladığım, “hareketsiz” Hong Kong filmi “Şeytani İlişkiler[ing]“i seyretmeden geçmemek lazım diyerek bu haddinden uzun dağınık nota nokta koyuyoruz.