Geyik

Facebook hastalığı

Çarşamba, 9 Eylül, 2009

Esosyallik demişken, surat defterini küçük çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklayınız.

Netekim, Avustralyada iki küçük kız kanalizasyonda kaybolunca cep telefonlarıyla yardım istemek yerine, facebook durumlarını güncellemeyi tercih etmişlerler[ing].

Kedi ve köpeklerin anlaşamaması üzerine fazlalıklı bir çözümleme

Cuma, 4 Eylül, 2009

İngilizcede yoğun sağanak yağmuru anlatmak için “kediler ve köpekler yağıyor” derler. Neden? Bu deyim dile ilk adım attığı yıllarda yazarın kafasını oldukça karıştırmışsa da kendisi herhalde kedi köpek kavgalarının görsel ve işitsel gürültüsünden olsa gerek diye geçirtirmiştir.

Netekim mahallenizin (teni kara her canlının halkımızca isimlendirildiği gibi) Arap isimli uyuşuk ötesi köpeği bile kedi gördümü dayanamaz ve “aslan” kesilir. Peki neden?

Evcilleştirilmiş hayvanların en yaygın iki türünün, diğerlerini bırakıp birbiriyle dalaşmasının altında yatan gizem nedir?

Az sonra…
(Arkası Burası…)

Karamsar bilim

Perşembe, 27 Ağustos, 2009

Matematikteki problemleri ikiye ayırılır: Henüz çözülememiş olanlar ve çözümü zaten çok kolay olanlar. Matematikçilere ince ince dokunduran bu gözlem, dolaylı bir iyimserlik içerir.
(Arkası Burası…)

Goto Geçmiş;

Pazar, 23 Ağustos, 2009

Şu hata girdisini görüp de gözleri dolmayan varsa beri gelsin. PHP sonunda kendi öz ve öz “goto”suna kavuşmuş, gençler de geyiğini yapıyorlar.

(Arkası Burası…)

Mayın Tarlası’nın filmi

Cuma, 10 Ağustos, 2007

Windows işletim Sistemi’nin en popüler oyunlarından Mayın Tarlası beyaz perdeye uyarlanıyor[ing].

Moore Yasası

Cuma, 22 Haziran, 2007

Son zamanlarda yerli yabancı sanal ortamlarda Moore yasası hakkındaki atıp tutmaların sıklaştığını görünce konuya el atmak gerektiğine karar verdim. Yok efendim bilgisayarların gücü üç ayda on katına çıkarmış, yok altı ayda beşte birine düşermiş, falan da filan da. Ufak atalım da civcivler aç kalmasın.
Buyrun:

Kimdir bu Moore?
Bu konuda tam bir bilgi yoksa da yasada ismi geçen kişinin, yasayı ilk ortaya atan İntel’in kurucularından Gordon Moore olduğu sanılmaktadır. Moore’un öğretmenine göre, kendisi çok çalışkan bir çocukluk geçirmiş ve tarladan karga kovalamaktan tutun da yumurtadan civciv çıkarmaya kadar her türlü dehacık işlerine el atmıştır.

Nedir bu yasa?
Zamanında Gordon Bey bakmış ve görmüş ki yongalardaki transistör sayısı her iki senede bir ikiye katlanmakta (On puanlık uzman sorusu: Her sene kaça katlanmaktadır?). Bilimsel yüzümüz olması ve “hangi yonga?” gibi soruları savuşturabilmek için transistör başına maliyetin en ucuz olduğu süreçte, birim yüzeydeki transistör sayısı (=yoğunluk) diyelim.

Ne bilimseli?
Lakin biz ne kadar bilimsel tanımlamaya çalışırsak çalışalım, yasa fizikten çok ekonomik bir yasadır. Yani tamamen gözleme dayanıp, ilahi adalete tabii değildir. Kimileri rekabet standartlarını tanımladığından elektronik piyasasının sürücü kuvveti olduğunu düşünse de asıl sürücü kuvvetin yasanın popülerleşmeden önceki kuvvetten farklı olduğunu düşünmek, günlük girdilerinde uzun uzun, kasıntı ve anlamsız cümleler kurmaktan farklı değildir.

Hangi güç?
Yasa hiç bir şekilde işlemci gücünü tanımlamaz. Her ne kadar işlemci gücünün (ya da işlem hızının) evrensel bir tanımı mevcut olmasa da, iki çekirdeği bir yongaya sığdırmanız size iki kat güç vermez, nasıl tanımlanırsa tanımlansın.

Son-uç
Sayıların ve tanımların forum ve günlüklerde ukalalık yapmaktan başka hiç bir önemi yoktur. (Zaten 18 ay daha yaklaşık sonuç verir!.)

Moore Yasası özetle yonga üretim yetisinin (dolaylı olarak tasarım karmaşıklığının) zamana göre üstel bir şekilde arttığını ifade eder. Üstelliğin getirdiği kararsızlık yasanın eninde sonunda kırılacağı anlamına gelir. Bu beklenti bir kaç senede bir “çöktü çökecek” kehanetlerini çığırttırmışsa da yasa önüne koyulan engelleri başarıyla aşmaya devam etmiştir. Yazarın oldukça sıkıcı bulduğu yasanın tek ilginç yönü budur.

Devamı bir gün: Hatasız kul olmaz, karmaşıklığın getirisi….

Kaplan mı döver, maymun mu?

Cumartesi, 16 Aralık, 2006

(Bitmek bilmez kangal ve çita muhabbetinden sonra benzer yaş grubuna hitap eden bu başlığı atmadan edemedim)

(Flash/Gnash sevmez GNU/Linux severler Google Video’dan indirebilir.)

ve Sun yola gelir: Özgür Java

Salı, 14 Kasım, 2006

Sun’ın özgür bırakması ile Java ticari şirketlerin yazılımlarını özgürleştirme sürecinin en ilginç örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

Kısa bir tarihçe:
1991 Haziran: Gosling yapacak işi olmadığından Oak’a başladı
1995 Çıkmaz ay: Java’nın 1.0′ı
1997 Ekim: Sun’dan Microsoft’a 35 milyon dolarlık “Java’yı mıncıklama” davası
1998 Eylül: Cygnus’dan GCJ’nin ilk başları
2001 Ocak: Microsoft’tan Sun’a “al şu 20 milyon doları”
2002 Ocak: Microsoft’tan “.net gösterecek Sun’a Anya’yı Konya’yı”
2003 Nisan: Yazar’dan Sun’a “Salak mısın açsana” çağrısı
2004 Şubat: IBM’den Sun’a “dinle şu Yazar’ı”
2004 Nisan: Sun ile Microsoft’un “barış” anlaşması
2004 Haziran: Novell’den “özgür” .net (Mono’nun 1.0′ı)
2005 Mart: Yazar’dan Sun’a “Ya açarsın ya kaçarsın” çağrısı
2006 Kasım: Novell ile Microsoft’un ile patent anlaşması
2006 Kasım: Sun’ın (kitaplık hariç) Özgür Java’sı

(Aslında yazar, “Özgür yazılım dünyayı şekillendirmiyor da kim şekillendiriyor” gibi abuk soruları geçip, bu güne kadar özgür olmamasını savunan Java geliştiricilerinin “yeni dünya”daki tutumlarını merak etmektedir.)

Bayanlardan, bayanlara özel araba

Salı, 25 Temmuz, 2006

Volvo’da bir bayan mühendis ve tasarımcı takımı hemcinsleri için “şirin” bir araba yapmış[ing]. Haliyle kaputun açılmasına filan gerek görmemişler.